şerbetli tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şerbetli tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2010 Salı

Revani


Bir revani yaptım, yemelere doyulmuyor. Hınzır şey, sabah sabah aç karnına aklımı çeliyor. Bildiğiniz revani işte tarifini vereyim, belki bayrama yaparsınız.

Keki İçin

  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı irmik
  • 1,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu

Şerbet İçin:

  • 5 su bardağı su
  • 4 su bardağı şeker

Önce şekeri ve suyu bir tencereye koyun, kaynadıktan sonra altını kısın ve on beş dakika kaynatın. Bir kaç damla limon suyunu ekleyin, bir taşım kaynatıp kapatın altını.

Kek çırpar gibi diğer tarafta önce yumurta ve şekeri çırpın, sonra yağ ve yoğurt, sonra un, irmik, kabartma tozu; hepsini bir güzel çırpın, yağladığınız tepsiye dökün. 180 derecede üstteki güzel rengi alana kadar pişirin. Fırından çıkardığınız sıcak keke ılık şerbeti verin, üzerini uygun boyutta bir tepsiyle kapatın, şerbetini çekince afiyetle yiyin.

Lokma Tatlısı


Hamur Malzemesi:
  • 250gr. un
  • Bir tatlı kaşığı maya
  • Minicik tuz
  • Minicik tozşeker
  • 180ml. ılık su

Şurup İçin:
  • 500 gr toz şeker
  • 250ml. su
  • Bir iki damla limon

Kızartmak İçin:
  • Sıvıyağ

Sırasıyla:

Su ve tozşekeri kaynadıktan sonra on beş dakika daha ortadan az ateşte kaynatın. Son bir iki dakikada limon suyunu katıp, kaynama süresi dolunca ocaktan alın. Şerbeti soğumaya bırakın.

Hamuru Hazırlamak İçin;

Unu hamur kabına eleyin.
Unun ortasını havuz gibi açarak mayalı ılık suyu şekerle birlikte ezerek ortadan başlayarak unla karıştırın. Tuzu ve kalan suyu yavaş yavaş ilave ederek iyice yoğurun ve bazlama hamurundan daha cıvık bir hamur yapın.
Hamuru ılık bir yere koyup on beş yirmi dakika mayalanmasını sağlayın. Mayalananan hamuru bir kez daha yoğurun.

Hamurun Kızartılması;

Derin bir tencerede sıvıyağı kızdırın.
Bir kaseye biraz sıvıyağ koyun.
Bir elinizin avuç içini soğuk sıvıyağ ile yağlayın. Yağlanmış elinize bir miktar hamur alarak avucunuzun içinde sıkarak, işaret ve baş parmağınız arasından çıkan hamuru soğuk yağa batırılmış bir çay kaşığı yardımıyla kopararak alın.
Hızlı hareket ederek hamuru kızgın yağa atıp, delikli bir kepçe ile sürekli çevriştirerek kızartın.
Kızaran hamuru yağını iyive süzdürmeye gayret ederek kepçe ile yağdan alıp hemen soğumuş şerbetin içine atın.
Bütün malzeme bitene kadar bu işlemi tekrarlayın, bu arada lokmaları şerbette beş altı dakika bekletip alın. Yağa düşüp hemen kabaran hamurları izlemek ne kadar zevkliyse, hepsini bir boyda, bir şekilde yapmak, aynı anda hem kızartmaya hem hamura şekil vermeye çalışmak, hem de şerbete atmak, karıştırmak bir o kadar zor. En iyisi siz yanınıza birini alın yaparken. Çıtır çıtır hamuru ısırdığınızda ağzınıza dağılan şerbetle mutlu kalın.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Annemin Cevizli Baklavası


Genç fidanlar toprağa düşerken ülkemde, çok değil daha birkaç gün önce küçük yürekler anne acısını tatmış, öfke, nefret, intikam duygularını beslerlerken neyimize anneler günü kutlamak. Kaç gündür yazıp yazıp karalıyorum annem. Uzun değil anlatacaklarım.Sana elektrikli küçük ev aletlerinden almadım. Halini hatırını soracağım sadece. Öpeceğim yumuşak yanaklarını, ellerini.

Dizinde yatıp:


- saçlarımla oynasan

diyeceğim. Her geçen yıl sana daha fazla benzediğimi düşüneceğim. Benden daha hızlı oluşuna, acıyan tırnaklarına rağmen elinden bezi düşürmediğine şaşacağım yine. Tembelim dedim, inanmadılar anne. Bir de seni görseler...

Burnumun akıntısı geçti, öksürüğüm de kalmadı. Sen aradığında sıkıca tuttum, öksürmedim. Bir gün geçse sesimi duymalısın, anlarsın nasıl olduğumu hemen. Sen bilme anne, kızın iyi numara yapıyor bazen. Uykucu kızın uykuyu dağıttı bugünlerde, ne yaptığı belirsiz. Oyalanıyor önündeki oyuncaklarıyla. Başka türlü vakit geçmiyor, yüz yıl gibi geldi bu sefer. Boşa dememiş usta, biter değil mi anne? Hazırladığın ballı karışımı bitirmedim, kurumuş tezgahta, attım. Şükrediyorum annem, şu yaşımda nazımı çekenim, başımın tacı, ellerinden, gözlerinden öperim.


Yaptığın baklava ağzımızı tatlandırdı, ellerine sağlık canımın içi.



Cevizli Baklava İçin Gerekenler:


Yarım kilogram un
3 adet yumurta
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
Bir tutam tuz
3 çorba kaşığı yoğurt


Yufkayı Açmak İçin:

Bir kase nişasta


İçi İçin:

1 su bardağı sıvıyağ
Dövülmüş ceviz içi


Üzeri İçin:

1 su bardağı sıvıyağ


Şerbeti:

7 su bardağı toz şeker
8 su bardağı su


Şerbet için tozşeker ve suyu kaynatın, onbeş dakika kısık atşte kaynayınca bir iki damla limon sıkıp bir dakika daha kaynatın, soğumaya alın.



Geniş bir kapta hamurun malzemelerini yoğurun, tam ölçüdür, hemen toparlandığını göreceksiniz.



Hamurdan 30 adet beze koparın elinizle yuvarlayın. Bezeleri otuz dakika dinlendirin. Üzerlerine nişasta serpip, oklavayla incecik açın. Öyle ince olmalı ki alttaki gazeteyi okuyabilesiniz.



Açtığınız yufkaların beş dakika gazete üzerinde beklemesine izin verin. Hazır aldığınız baklava yufkalarını düşünün onlar gibi biraz kurumalı. Kuruyan ilk yufkayı hafifçe yağlanmış tepsiye serip, üzerine kaşıkla sıvıyağ gezdirin. İlk dört yufkayı aralarına sıvıyağ sürerek üst üste dizin.



Yufkaları dizerken tepsiye büyük gelen kenarlarını bıçakla kesin, kestiğiniz parçaları yeniden kullanabilirsiniz. Dördüncü yufkanın üzerine dövülmüş ceviz serpin. Her yufkanın arasına sıvıyağ ve her dördüncü yufkanın üzerine dövülmüş ceviz serpin. Bu şekilde bütün yufkaları bitirin.





Dizme işlemi bittiğinde yufkaları iki parmak kalınlığında, uzun şeritler halinde kesin. Tepsiyi hafif yan çevirip, eğimli olarak verevine kesin. Bir su bardağı sıvıyağı yufkaların üzerine gezdirin. Yağın her tarafına eşit şekilde yayılmasını sağlayın. Orta ısılı fırında, üzeri kızarana dek pişirin. Fırından çıkarıp ilk sıcağı çıktıktan sonra soğuk şerbeti hemen dökün. Üzerine yine bir tepsi kapatıp, şerbetini iyice çektikten sonra servis yapabilirsiniz.



En Güzelinden Kaymaklı Ekmek Kadayıfı



Çocukluğumda belki de en geriye gidebildiğim anılarımda ekmek kadayıfının ve greyfyurtun olması tuhaf mı, komik mi bilemedim. Keresteci olan dedem, ihaleler için sık sık Antalya'ya giderdi. Bu yolculuklara onu babam götürdüğünden, çoğunlukla beni ve kardeşimi de alırlardı yanlarına. Hayal meyal hatırlayabildiğim, Antalya'da olduğumuz, çok sık ağaçlı bir ormandayız, birkaç kilometre beriden ağaçlardan kopardığımız iki üç tane greyfurtu tuzlayarak yemeye çalışıyoruz. Kardeşimin ve benim suratım ekşi, avucumda tuz.

Dönüşte yolumuzun üzerinde olan Afyon'dan her geçişimizde eve mutlaka şekerleme, lokum ve Afyon kaymağı aldığımızı biliyorum. Yine bu küçük molalardan birinde küçük bir lokantada ekmek kadayıfı yediğimiz, kardeşimin lokanta kelimesini söyleyemeyişine gülüşmeler küçük sinema kareleri gibi aklımda.

Kaymaklı ekmek kadayıfına olan sevgim böyle erken yaşlarda başlayınca, haliyle bir yetişkin olup, mutfağa merak sardığımda evde mutlaka yapılması gereken tatlıların başında geliyordu. Yalnız her denememde istediğim sonuca ulaşamıyordum bir türlü. Çünkü bulduğum bütün tariflerde ekmek kadayıfı ilk aşama olarak suyla ıslatılıyordu yumuşayıp, gözeneklerinin açılması ve şerbeti içine çekebilmesi için. Oysa yapılan bu işlem, sonrasında ne kadar rulolarca kağıt havlu arasında suyunu çektirmeye çalışsanız da tatlının şerbetini tatsızlaştırıyor, hep susu bir tatla başbaşa kalmanıza sebep oluyordu. Tatlı yeniyor ama zevkle değil, arada yine dışardan alınıyordu.

Sabreden, uğraşan sonunda muradına erermiş. Ben de sonunda bu sorunu çözdüm. Artık yaptığım ekmek kadayıfları hazırları aratmıyor, hepimiz iştahla, ımmmhhh sesleri , hatta bazen daha da tuhaf sesler çıkararak yiyoruz.

E hadi yeter neymiş bu işin sırrı diyorsanız söyleyeyim. Hangi tarife bakarsanız bakın size ekmek kadayıfını ılık suyla ıslatmanızı söyleyecektir. Ben size bunu sakın yapmayın diyorum. Satın aldığınız ekmek kadayıfını önce nemli bir beze, sonra da temiz bir poşete sarıp ağzını sıkıca kapatın. Bu vaziyette bir gece bekletin. Sabah kalktığınızda kadayıfının ortası da dahil, yumuşacık olduğunuz göreceksiniz.

Şerbet için 4 su bardağı şeker, 4 su bardağı da su kullanacaksınız. Kadayıf ise artık evlerde kullanım için üretilen mini boy kadayıf olacak. Şekerden bir avuç ayırın ve kalanına suyu ekleyerek kaynamaya bırakın.

Ayırdığınız şekeri çelik tencerede ağdalaşana kadar kaynatın. Benim gibi her daim evde karameliniz bulunuyorsa bu aşamayı geçebilir, bir yemek kaşığı karamel kullanabilirsiniz. Şeker koyu pekmez rengine döndüğünde ateşten alın ve üzerine kepçe ile kaynayan şuruptan koyarak sulandırın.

Şimdi karameli ve şerbeti birleştirin ve bir taşım kaynatıp ekmek kadayıfının üzerine hepsini dökün. Bu arada ekmek kadayıfı şerbeti çektikçe şişeceğinden hacminin birbuçuk katı büyüklüğünde bir tepsiye koyalım. Koymadan önce de keskin bir bıçak yardımıyla kadayıfın tam ortasına çarpı işareti atın. Bu işlem hem kaynarken ortasından hava almasını hem de şerbeti orta kısmın da iyice çekmesini sağlayacak.

Şimdi şerbeti kepçe ile kenarlardan alıp üzerine dökerek şerbeti tamamen çekene kadar ocakta ortadan az hararetli ateş üzerinde pişireceğiz. Zaman zaman tepsinin ağzını kapatın, açıp şerbetini gezdirirken arada bir de kadayıfın altını kaldırıp havalandırın. Havalandırmazsanız dibini tutuyor. Bu işlemleri yaparak şerbet iyice koyulaşıp bitmeye başladığında kadayıfı eşit üçgenlere bölün ve her bir üçgeni ters çevirin. Biraz da altının ağdalaşmasını sağlayın. Şerbeti tamamen çektiğinde ocaktan indirip, soğumaya bırakın.

Afyon kaymağı bulmak zor da olsa bulabildiğiniz bir lüle kaymağını soğuyan tatlının üzerine kondurup afiyetle yiyin.

2 Nisan 2010 Cuma

BADEM TATLISI

Öncelikle geçmiş bayramınız mübarek olsun. Bloggerdeki sorunlar nedeniyle bir süredir yazı ekleyemiyordum. Niyayet bu gün sorun çözüldü gibi görünüyor. Umurarım sevdiklerinizle beraber güzel bir bayram geçirmişsinizdir. Ben bu bayram memleketime gidemedim, İstanbuldaydım. İstanbulda geçirdiğim bayramlar benim için pek anlamlı olmuyor. Bütün büyükler memlekette olduğu için, sadece kısa bir tatil gibi oluyor. İlk günü bir kaç akraba ziyareti diğer günlerde de arkadaşlarımla görüşerek geçirdim. Bu tatlıyı da bayramdan önce yapmıştım.
malzemeler:
  • 2 su bardağı un
  • 100 gr. pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 1 paket k.tozu
  • 1 çorba kaşığı limon suyu
  • 1 su bardağı toz badem
  • 125 gr.margarin
  • 1 fiske tuz
  • şerbeti için:
  • 2 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su
  • 1 çorba kaşığı limon suyu

yapılışı: Önce iki bardak şekerle bir bardak suyu bir tencereye bırakıp, 5 dakika kaynatalım. Bir çorba kaşığı limon suyuyla kestirdikten sonra ocaktan indirelim ve soğumaya bırakalım. Bir hamur yoğurma kabında unu eleyip, ortasını havuz gibi açalım. Bu havuza erimiş yağı, bir yumurtayı, pudra şekerini, kabartma tozunu, tuzu, limon suyunu ve bademi bırakıp, etrafındaki unu yavaş yavaş alarak yumuşak bir hamur hazırlayalım. Bu hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elimizle yuvarlayıp tepsiye aralıklı dizelim. Dilerseniz benim yaptığım gibi üzerine bütün badem koyup. Üzerine yumurta sarısını sürdükten sonra 160 derece fırında 40 dakika pişirelim. Fırından çıkar çıkmaz, üzerine soğuk şerbeti dökelim. Soğuduktan sonra ikram edelim.

afiyet olsun..

Aşure

malzemeler:
  • 1 su bardağı kuru fasulye
  • 1 su bardağı nohut
  • 2 su bardağı aşurelik buğday
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 2 çorba kaşığı patates nişastası
  • 1 su bardağı kuru üzüm
  • 1 su bardağı kayısı (doğranmış)
  • 1 su bardağı kuru incir (doğranmış)
  • 1 su bardağı fıstık
  • 1 su bardağı fındık
  • 1 kg. toz şeker
  • üstü için:
  • kuş üzümü, çekilmiş fındık, dövülmüş ceviz, nar taneleri, tarçın
yapılışı: Akşamdan ıslattığınız fasulye, nohut ve buğdayı ayrı ayrı kaplarda haşlayın. Büyük bir tencerede buğdayı haşlama suyu ile nohut, fasulyeyi süzüp sudan geçirerek ilave edip harmanlayın. 1 çay bardağı pirinci çiğ olarak ilave ederek suyunu koyup ateşe alın. Pirinçler pişip lezzetler birbirine geçinye kadar kaynatın. Aşure pişerken ayrı ayrı kaplarda kuru üzümü, minik minik doğradığınız kuru kayısı ve incirleri birer taşım kaynatıp süzün ve aşureye karıştırın. Fındık ve fıstığı ekleyip karıştırın. Şekerini kontrol ederek ilave edin. Bir miktar kaynattıktan sonra 2 kaşık patates nişastasını 1 çay bardağı kaynar su ile ezip kaynayan aşureye hızla karıştırarak ilave edin. Bir taşım daha kaynatarak ateşten alın. Sıcakken kaselere boşaltıp, soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra üzerini süsleyin.

afiyet olsun...

Revani

Öncelikle hepinizin geçmiş bayramı mübarek olsun.. Umarım sevdiklerinizle beraber güzel bir bayram geçirmişsinizdir.. Ben bu bayram Kırklareli'ndeydim. Bayramlarda tüm dayılar, yengeler ve kuzenler ile annanenin evinde toplanırız. Bu bayramda öyle oldu.. Giderken götürmek için bende bu tatlıyı yaptım.. Yiyen herkes çok beğendi.. Şerbetli olmasına rağmen hafif bir tatlı oldu..
malzemeler:
  • 5 adet yumurta
  • 5 kahve fincanı un
  • 5 kahve fincanı şeker
  • 5 kahve fincanı irmik
  • 5 kahve fincanı yoğurt
  • 3 kahve fincanı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet limon suyu ve kabuğu
  • şerbeti için:
  • 5 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1/2 limonun suyu
  • 1 çay kaşığı vanilya

yapılışı: Bir kabın içerisine beş fincan şekerle beş yumurtayı alıp iyice çırpın. Yumurtalar köpürünce; unu, kabartma tozunu, irmiği, yoğurdu, sıvı yağı, limon suyunu ve rendelenmiş limon kabuğunu ilave edip tahta kaşıkla iyice karıştırın. Hazırladığını hamuru yağlanmış bir tepsiye (ben dikdörtgen borcam kullandım) döküp 180 derece fırında 45-50 dakika pişirin. Tatlı pişerken şerbetini hazırlayın. Bir tencereye şekerle suyu bıraktıktan sonra 15 dakika kaynatın ve limon suyu ile kestirin. Soğuduktan sonra vanilyayı ekleyip karıştırın. Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şerbeti döküp çekmesini bekleyin. Üzerini hindistan cevizi ve toz antep fıstığı ile süsleyin. Dilimleyip servis edin.

afiyet olsun...